Showing posts with label dolu. Show all posts
Showing posts with label dolu. Show all posts

Friday, March 10, 2023

Boş...Dolu...

 Taşmadan dolmak gerek, damla damla. 

Gözlemler ve deneyimlerken hayatı,

Garip bir tiksinme geliyor içime,

Görüyorum insanın ne kadar havaya girdiğini ve kendini dahi kandırmayı nasıl başardığını.  

O kibir, kendini dünyanın merkezine koymasını sağlayan, 

Önce içine bir heyecan dolduruyor, yükseliyorsun. 

Sonra kendinden sıyrılıp biraz geri çekilip, tıpkı bir filmden sahneler izler gibi kendine baktığında, 

aslında ne kadar da sahte ne kadar kırılgan olduğunu anlıyorsun. 

Elbette geç oluyor, aslında ne kadar kırılgan olduğunu anladığında, 

çünkü çoktan parçalara ayrılmış oluyor, ihanete uğramış hissediyorsun. 


Dolarken, daha çok var sanıyorsun kabın taşmasına. 

Her bir damla tecrübedir, tadını çıkarmak lazım diyorsun. 

Oysa kap dolmakta, boşluk azalmakta. 

O kap senin hayatınsa, dolmak değil, boş kalmak olmalı amaç. 

Yerleşmek, mayalanmaktır; Hareket, deneyimlemek. 

Sadece mayalanmak değil, bir yandan boşalmak gerek.


Taşmadan dolmak, dolarken boşalmak,

Doğumla ölüm arasında yaşamak gerek,

Kibirden uzaklaşarak, hayat önünde eğilerek.

Tuesday, December 08, 2009

Dolu? Boş?

Olumlu ve yapıcı düşünceye örnek olarak, kişinin bardağın yarısının dolu mu boş mu olduğunu gördüğünü verirler. Peki hangisidir olumlu olan?
Tabii ki "dolu" demeyin...
Sahip olmak, tüketmek öylesine yapışmış ki bu kokuşmuş hayatın üzerine, üretmek hep
köşeye itilmiş. Üretmek için boş yere ihtiyaç vardır.
Zen deyişi der ki:
"Bir çanağı kullanışlı kılan içindeki boşluktur."

Söndürün ışıkları,
Boşaltın zihninizi,
Açın şu hayatın kapılarını,
ben çıkmak istiyorum!