Showing posts with label sıkıntı. Show all posts
Showing posts with label sıkıntı. Show all posts

Sunday, December 19, 2010

İç sıkıntısı

Yazacak o kadar fazla şey birikti ki içimde, artık altta kalanlar kokuşmaya başladı. Nem kokulu ve yalnız bir sonbahar akşamında tek başına kalmış bir çocuğun hüznü boğuyor beni.

...

Tuesday, December 08, 2009

Dolu? Boş?

Olumlu ve yapıcı düşünceye örnek olarak, kişinin bardağın yarısının dolu mu boş mu olduğunu gördüğünü verirler. Peki hangisidir olumlu olan?
Tabii ki "dolu" demeyin...
Sahip olmak, tüketmek öylesine yapışmış ki bu kokuşmuş hayatın üzerine, üretmek hep
köşeye itilmiş. Üretmek için boş yere ihtiyaç vardır.
Zen deyişi der ki:
"Bir çanağı kullanışlı kılan içindeki boşluktur."

Söndürün ışıkları,
Boşaltın zihninizi,
Açın şu hayatın kapılarını,
ben çıkmak istiyorum!

Monday, October 19, 2009

7 çile...

Bu döngü hayatımdır, tıpkı prometheus gibi bir akşamdan bir sabaha, acılarla yenilenerek...

Pazartesi - Tüm umudumu yitirmiş bir vaziyette, uçurumun kenarından sarkıyorum, gücümün tükendiğini hissederek. Aşağıda kollarını açmış bekleyen styx nehri.
Salı - Her yanım uyuşmuş fakat pazartesi ölmediğimi, uçuruma yuvarlanmadığımı görüyorum. Sallanmaya devam.
Çarşamba - Düşmüyorsam, çıkmalıyım. Kendimi yavaş yavaş yukarı çekiyorum. Temiz havaya, özgürlüğe ulaşmak için son bir gayretle kendimi yukarı çekiyorum.
Perşembe - Araftayım.
Cuma - Özgürlüğün serseri ruhu, uçurumdan kurtulmuşluk hissi ile birleşiyor ve sahte bir mutluluk sarıyor her yanımı. O günün sonunu görmek için tırnaklarımla kazıyorum tırmandığım dağın yanaklarını.
Cumartesi - Özgürüm. Sorumsuzca harcanabilecek uzun bir gün, bir gece...
Pazar - Sabahla birlikte hava kararıyor. Özgürlükmüş, serserilikmiş... Hepsi gitmiş, geriye kokuşmuş bir düzenin ayak oyunları ve bu oyunların pis kokusu kalmış. Uçuruma doğru kayıyorum.
Kafamda soru işaretleri.
Bir haftayı daha çıkarabilecek miyim?
Bu defa kendimi uçurumdan salmalı mıyım?